Dünyada her yıl 4.2 milyon kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını yitirdiğini belirten Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Sinan Can, Özellikle enerji üretim noktasında fosil yakıtlar yerine yenilenebilir enerji kaynaklarına geçilmesi gerektiğini, geri dönüşüme de önem verilmesine dikkat çekti. Temiz hava için Mersin’in de artık bir raylı ulaşım sistemine kavuşması gerektiğine vurgulayan Can, şehirde hava kirliliğinin belirgin olarak hissedildiğini kaydetti.

Çevre Mühendisleri Odası Mersin Şubesi Başkanı Sinan Can, hava kirliliğinin önemli kirlilik sınıflarından biri olduğunu söyledi. Şehirde; Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Ulusal Hava İzleme Merkezi’nin, Akdeniz, Huzurkent, İstiklal, Tarsus, Taşucu, Toroslar ve Yenişehir olmak üzere 7 adet hava kalitesi ölçüm istasyonu bulunduğunu ifade eden Can, bu istasyonlardan alınan 2023 yılının Partikül Madde 2.5 (PM2.5) ve Partikül Madde 10 (PM10) değerlerini açıkladı.

Mersin’de ’1923 öğrenci 23 Nisan’ konseri verdi Mersin’de ’1923 öğrenci 23 Nisan’ konseri verdi

Kentteki istasyonlardan alınan PM10 değerlerini aktaran Can, istasyonlarda ölçüm yapılmayan gün sayılarının önemine değinerek, "Ölçüm gerçekleştirilen Taşucu istasyonu hariç diğer istasyonlarda bir yılda 35 defadan fazla kirli gün sayısı gerçekleştiği görülmüştür. Akdeniz ve Taşucu istasyonlarında yıl bazında ölçüm yapılmayan gün sayısının fazlalığı göze çarpmaktadır" dedi.

İstasyonlardan alınan PM2.5 değerlerini de açıklayan Can, bir önceki yıla göre istasyon bazında ölçülmeyen gün sayısının fazla olduğunu, bu durumun da sağlıklı veri alımı ve değerlendirilmesi açısından uygun şart oluşturmadığını ifade etti. Can, Taşucu, Toroslar ve Yenişehir istasyonlarında PM2,5 değer ölçümlerinin yapılamamasının ise halk sağlığı ve çevre sağlığı açısından son derece önemli bir eksiklik olduğunu kaydetti.

Buna rağmen PM2.5 değerlerinde 2022 yılına göre biraz iyileşme görüldüğünü vurgulayan Can, "Fakat bu iyileşmenin neden kaynaklandığının, yani bir önleme çalışmasından mı yoksa ölçülmeyen gün sayısının fazlalığından kaynaklı mı olduğunun ortaya konulması lazım. Kentimizin hava kirliliği kaynaklı sağlık riskinin hesaplanması, temel bileşenler analiziyle muhtemel kaynak tespitinin yapılması son derece önemlidir. Eğer bunlar yapılırsa hava kirleticiliğini önleme konusunda artı bir noktaya geçip seneye ya da diğer yıllar daha az kirli hava soluyacağımızı söyleyebiliriz" diye konuştu.

"Hava kirliliği, Mersin’de belirgin olarak hissediliyor"

Verilerin, ulusal sınır değerleri ve AB üye ülkelerin standartlarına göre yorumlandığının altını çizen Can, elde edilen veriler ışığında hava kirliliğinin, Mersin’de belirgin olarak hissedildiğini ifade etti. İstasyonlarda ölçüm yapılan gün sayısı ile orantılı olarak kirli gün sayısı oranının yüksek olduğuna işaret eden Can, "Hava kirliliği potansiyeli bölgelere göre değişiklik göstermektedir. Nüfus yoğunluğu fazla olan kent merkezlerinde ulaşım ve ısınmanın hava kirliliğine etkisi görülmektedir. Ulaşımdan kaynaklı kirletici etkisi her mevsim görülebiliyor. Isınmadan kaynaklı kirleticilere baktığımızda daha çok sonbahar, kış, kısmen de ilkbahar dönemlerinde görüyoruz" dedi.

Kentteki hava kirliliğinin, kirletici parametrelerine dayalı olarak ortaya konulması gerektiğini vurgulayan Can, şöyle devam etti: "Kentimizde 2023 yılında bazı istasyonlarda PM2.5 ve PM10 değerlerinde ve buna bağlı olarak kirli gün sayılarında artış yaşandığı, bazı istasyonlarda ise kirli hava gün sayılarında azalış gerçekleştiği görülmektedir. Diğer yandan 2023 yılı içerisinde PM2.5 ve PM10 kirleticisinin yıl bazında ölçüm yapılmayan gün sayısının fazlalığı gözden kaçmamaktadır. Bu durum yıl bazında Mersin’de hava kalitesinin bilimsel ve teknik açıdan sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesini zorlaştırmaktadır. Tüm bu veriler ışığında kentin hava kalitesinin sınıflandırılmasının ve kalitesinin ne olduğu tam olarak anlaşılmamaktadır."

"Geri dönüşümü kesinlikle teşvik etmemiz gerekiyor"

Dünya Sağlık Örgütü’nün (DSÖ) 2020 yılı verilerine göre, dünya nüfusunun yüzde 91’ini oluşturan popülasyonun yaşadığı yerlerde, hava kalitesinin sınır değerlerini aştığını ve her yıl 4.2 milyon kişinin hava kirliliğine bağlı olarak yaşamını yitirdiğini dile getiren Can, hava kirliliğine karşı önlemler alınması gerektiğini belirtti. Hava kirliliğine karşı gerçekleştirilecek önleme çalışmalarını çevre yönetimi ve kentsel planlama yaklaşımı çerçevesinde iki başlık altıda değerlendirdiklerini ifade eden Can, "Özellikle enerji üretim noktasında fosil yakıtlardan vazgeçip, yenilenebilir enerji kaynaklarına geçmemiz gerektiğini söyleyebiliriz. Ulaşımdan kaynaklı hava kirliliğinde bireysel araç kullanımından ziyade toplu taşımaları kullanmamız ve kentimizin artık bir raylı ulaşım sistemine geçmesi gerektiğini yineliyoruz. Atıkları minimize etmemiz, sıfır atık yaklaşımı çerçevesinde çalışmalar yapmamız ve geri dönüşümü kesinlikle teşvik etmemiz gerekiyor" diye konuştu.

Hava kirliğinin önüne geçebilmek için doğal gaz alt yapı yatırımlarının artırılması gerektiğinin altını çizen Can, şunları kaydetti: "Kalitesiz yakıtların yerine doğal gazdan enerji üretimi ve ısınma sağlanırsa hava kalitesini ciddi anlamda değiştireceğini söyleyebiliriz. Ayrıca kömür satışı yapılan yerlerin denetlenmesi, vatandaşların da bir yakıtı nasıl yakacağı konusunda bilgilendirilmesi gerekiyor. Kent planları yapılırken hava kirliliği haritalarının ortaya konulması, coğrafik bilgi sistemleriyle bunun desteklenmesi ve imar planları yapılırken bu haritalardan beslenerek hazırlanması lazım. Kent planlamaları güzel yapılırsa binalar arasındaki hava koridorları net olarak belirlenirse daha kaliteli bir hava soluyacağımızı söyleyebiliriz."

Hazırladıkları raporun değerli olduğuna işaret eden Can, tüm paydaşlarla bu sorunun giderilmesi için çalışmaların yapılması gerektiğini sözlerine ekledi.