Mersin'den Sondakika Haberlerinin Cep Telefonunuza Bildirim Olarak Gelmesini İster misiniz?

:

:

:

/



Biz hangisiyiz? Köle - Ağa

BİZ HANGİSİYİZ?!!! KÖLE - AĞA
Tarih: 25 Ekim 2004 Pazartesi 12:25
Biz hangisiyiz? Köle - Ağa
Yazı Boyutu:
Metni küçült
Metni büyüt
İnsanız en başta her şey kim için tabi ki bizim için. İyiden kötüye,yaşamdan ölüme her şey bizim için. Kuşlar, taşlar, hava, toprak, güneş, su , dağ , tepe her şey insanların emrinde.

Onların küçük ağalarıyız bizler. Parmağımızda oynatırız emrimizde olan kölelerimizi. Peki hiç düşündük mü? Aslında bu güdünün birbirimizi de parmağımızda oynatma güdüsü olduğunu.

Düzen içinde bazılarımızın küçük ağa, bazılarımızın da köle olduğunu ve hiyerarşi olarak da içimize girmiş olan bu olgunun herkesi ağa ve köle yapabildiğinin. Emir vermek ancak emir alınarak öğrenilmiş olabilecek bir durumdur ve aslında hepimiz köleler ve ağalarız.

İnsanlar bunca çelişki arasında nasıl olurda hayatı çelişkisiz yaşayabilir. Evin babasına patronu kızar, babada anneye, annede çocuğa. İşte 21.yüzyılın medeniyet anlayışı. Tıpkı hayvanlar aleminin medeniyet anlayışı. Tıpkı siyasetteki gibi.

Güçlü her zaman zayıfı yer onu yutar. Aslında zayıfın yaşamak gibi bir hakkı yoktur. O sadece güçlü olan için vardır. Farkında mı? bu ağalarımız köleleri olmadan bir hiç olduklarının, biliyorlar mı? hayatlarını emir alarak, küçümsenerek geçiren kölelere, su gibi hava gibi ihtiyaçları olduklarını.

Bilmedikleri bariz ortada, 21. yüzyılda bile hala sömürülerin taa çekirdek aileden başlayıp gelişmiş medeniyet sahibi olduklarını söyleyen ülkelerde bile olduğundan. Çocuklarımızı çok seviyoruz değil mi? kim bunun aksini iddia edebilir?...edebilir, biraz etrafını izleyen, bilen herkes bunun böyle olmadığını söyleyebilir.

İşte onlar annelerinin, babalarının küçük köleleri , sömürüleri. Başlıyorlar bebekliklerinden onları ve içindekileri sömürüp fethetmeye. Bir şeyi unutuyor gibiler, hiyerarşinin en alttaki ağaları, kendi aracılıklarıyla yaşamak için bu ilk kölelerin sahipleri olmadıklarını ve yine onlardan bir şey beklemenin saçma olduğunu.

Canlarından, kanlarından pay alan minikler aslında onları devam ettirmekle ödüyorlar zaten borçlarını. Artık onlar birer insan, kendi algıları, görüş açıları ve bilinçleri var. Onların sahipleri ancak ve ancak kendileri olabilirler. Hayatta ne gurur vericidir ki, sevmeyi ve sevgiyi çocuğuna öğreten anne ve babalar, ondan sevgiyi öğrendiğini görmek. Bunlar yetmeli onlara.

Onlara öğrettikleri doğru şeylerin karşılığını görmek yetebilmeli, belirli bir yaşa kadar eğiticisi olmak, sonra onun kendinin olduğunu, kendi hayatında dikenli ya da dikensiz yol olabileceğini anlamaktır asıl anne babalık. Dikenliyse eğer seçtiği hayat; üzülebilirler ama karışmaya da haklarının olmadığı bilinmelidir.

Ne anlamı var yoksa hayata yeni bir hayat vermenin, anne ve babalar tecrübelerini bu miniklerde deneyecekse kendilerini tekrardan yaşamaya çalışacaksa.

Ve diyorum ki, başta buradan düzeltmeli aile kucağından özgür olduğunu. Birey olduğunu, kendi başına düşünebileceğini, buradan öğrenmeli insan.

Yoksa her zaman başkalarının tecrübelerini ve akıllarını sürdüren insancıklar olmaktan öteye gidemeyiz ve değil 21 yüzyıl bunun iki katı daha yüzyıllar geçse köle ağa ilişkisinden kurtulamaz tek düze yaşar ve amaçsızda tamamlarız hayatımızı.

Çocuklarımız bizim değillerdir, onların sahipleri kendilerinden başka kimse de değildir. Bu bilinmeli ve bu yapılmayacaksa onlara hayata getirmeyi seçmemelidirler bu ilk ağalar.
Bu haber toplam 50 defa okunmuştur.
Etiketler:
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Henüz yorum eklenmemiştir.
Mersin Radikal ©2017 - Tüm Hakları Saklıdır, Kaynak Gösterilmeden İçerik kopyalanamaz.
Oluşturma süresi(ms): -1