Güzelliği Kirleten Kim miydi? Bizdik...
Tarsus
(İHA) - İhlas Haber Ajansı |
02.08.2004 - 17:44, Güncelleme:
01.01.1970 - 02:00 1966+ kez okundu.
Güzelliği Kirleten Kim miydi? Bizdik...
GÜZELLİĞİ KİRLETEN KİMMİYDİ? BİZDİK..
İnternet gazeteciliği duygusunu yaşıyor olmak bu gazeteye köşe yazarı olmak keyfini sizlerle beraber tatmak güzel. Aranıza "hoşgeldim" diyorum. İlk yazımda biz yeni nesil olarak, bizden önceki nesillere bizi tamamen unutuklarını, bizimde bu dünyada yaşayacağımızı unuttuklarını hatırlatmak istedim. Onların bizlerle yaşayacaklarını herkesin öncelikle insanlığa ve bu yaşadığımız güzelim dünyaya karşı sorumlu olduklarını ama sadece sorumlu olduklarını, kendilerinin olmadığını göstermeye çalıştım. Doğa tüm güzellikleri ile bizlere verilen bir evdi. Ama unuttuk kiracı olduğumuzu ve gelecek olan ev sahiplerini. Evet. Unuttuk bizim olan ile bizim olmayan ayrımını. İnsanlar herşeyi kendilerinin sanıyor ve hükmediyor olmalarına rağmen, kendilerinin ne, kim ve nerede olduklarını bilmiyorlar.Bilemedikleri halde herşey kendilerinin oluyor. Yakında yeni doğan bir bebekten bile havamızı soluyor diye hesap soracaklar. O kadar sahiplenmişler ki; insanlığa ait olan doğayı onların himayesinde olduğu süreden itibaren pis, güzelliğini yitirmiş git gide çöleşen ormanlarında hayvanların, denizlerinde balıkların bile yaşamaya tenezzül etmediği alana çevirmişler. Sahiplenmeselerdi acaba neler olacaktı? Bencilliklerinin, iç dünyalarınındaki çalkantılarının ve idlerinin sürekli had safhada olduğu, mahlukların en şereflisi olan insandan, bundan başka bir şey beklemek haksızlık olurdu!!! Onlar ki; bu sahiplenme duygusunu sadece bu yıprattıkları doğaya değil, kendilerinden doğan hayata onlar aracılığı ile "Merhaba" demek isteyen çocuklarıda himayesi altına almış. Onların birey olduğunu ve hatta insan olduğu unutulup, yıprattıkları doğa ile birlikte, "Merhaba" değil, "BİZ TUTSAĞIZ" dedirtiyorlar. Sonrada tutsağın canavarlarını yetiştirip dünyanın neden böyle bozulduğunu ve zor olduğunu haykırıyor, ama söylediklerini kendileri bile duymuyorlar. Doğa bize kızgın ve uzun zamanlarda küs.Kendisini bu hallere getirmek isteyenlere acı çektirmeye karar vermiş ki; o yüzden mevsim ortalamalarının çok üzerindeki sıcaklıkarı ve yine ortalamaların çok altında olan soğukları, yani dengesizlikleri ile bize hesap sormayı düşünüyor. Çocuklarımızda bize kızgın. Çünkü artık % 80'İ psikoloğa ihtiyaç duyuyor. Ruh sağlıkları insanların bu tutmalarından dolayı giderek yok olacak. Artık yeni doğan şizofren ve paranoyak bebeklerimiz, her şeyi bozulmuş bu dünyaya "GÜLE GÜLE" dedikleri için akıllı olduklarını düşünecekler... Soralım bir kendimize; mahlukların en şereflisi olan biz kimiz yada bu sıfata layıkmıyız...
GÜZELLİĞİ KİRLETEN KİMMİYDİ? BİZDİK..
İnternet gazeteciliği duygusunu yaşıyor olmak bu gazeteye köşe yazarı olmak keyfini sizlerle beraber tatmak güzel.
Aranıza "hoşgeldim" diyorum. İlk yazımda biz yeni nesil olarak, bizden önceki nesillere bizi tamamen unutuklarını, bizimde bu dünyada yaşayacağımızı unuttuklarını hatırlatmak istedim.
Onların bizlerle yaşayacaklarını herkesin öncelikle insanlığa ve bu yaşadığımız güzelim dünyaya karşı sorumlu olduklarını ama sadece sorumlu olduklarını, kendilerinin olmadığını göstermeye çalıştım.
Doğa tüm güzellikleri ile bizlere verilen bir evdi. Ama unuttuk kiracı olduğumuzu ve gelecek olan ev sahiplerini. Evet. Unuttuk bizim olan ile bizim olmayan ayrımını.
İnsanlar herşeyi kendilerinin sanıyor ve hükmediyor olmalarına rağmen, kendilerinin ne, kim ve nerede olduklarını bilmiyorlar.Bilemedikleri halde herşey kendilerinin oluyor.
Yakında yeni doğan bir bebekten bile havamızı soluyor diye hesap soracaklar. O kadar sahiplenmişler ki; insanlığa ait olan doğayı onların himayesinde olduğu süreden itibaren pis, güzelliğini yitirmiş git gide çöleşen ormanlarında hayvanların, denizlerinde balıkların bile yaşamaya tenezzül etmediği alana çevirmişler.
Sahiplenmeselerdi acaba neler olacaktı? Bencilliklerinin, iç dünyalarınındaki çalkantılarının ve idlerinin sürekli had safhada olduğu, mahlukların en şereflisi olan insandan, bundan başka bir şey beklemek haksızlık olurdu!!!
Onlar ki; bu sahiplenme duygusunu sadece bu yıprattıkları doğaya değil, kendilerinden doğan hayata onlar aracılığı ile "Merhaba" demek isteyen çocuklarıda himayesi altına almış.
Onların birey olduğunu ve hatta insan olduğu unutulup, yıprattıkları doğa ile birlikte, "Merhaba" değil, "BİZ TUTSAĞIZ" dedirtiyorlar.
Sonrada tutsağın canavarlarını yetiştirip dünyanın neden böyle bozulduğunu ve zor olduğunu haykırıyor, ama söylediklerini kendileri bile duymuyorlar.
Doğa bize kızgın ve uzun zamanlarda küs.Kendisini bu hallere getirmek isteyenlere acı çektirmeye karar vermiş ki; o yüzden mevsim ortalamalarının çok üzerindeki sıcaklıkarı ve yine ortalamaların çok altında olan soğukları, yani dengesizlikleri ile bize hesap sormayı düşünüyor.
Çocuklarımızda bize kızgın. Çünkü artık % 80'İ psikoloğa ihtiyaç duyuyor. Ruh sağlıkları insanların bu tutmalarından dolayı giderek yok olacak.
Artık yeni doğan şizofren ve paranoyak bebeklerimiz, her şeyi bozulmuş bu dünyaya "GÜLE GÜLE" dedikleri için akıllı olduklarını düşünecekler...
Soralım bir kendimize; mahlukların en şereflisi olan biz kimiz yada bu sıfata layıkmıyız...
Aranıza "hoşgeldim" diyorum. İlk yazımda biz yeni nesil olarak, bizden önceki nesillere bizi tamamen unutuklarını, bizimde bu dünyada yaşayacağımızı unuttuklarını hatırlatmak istedim.
Onların bizlerle yaşayacaklarını herkesin öncelikle insanlığa ve bu yaşadığımız güzelim dünyaya karşı sorumlu olduklarını ama sadece sorumlu olduklarını, kendilerinin olmadığını göstermeye çalıştım.
Doğa tüm güzellikleri ile bizlere verilen bir evdi. Ama unuttuk kiracı olduğumuzu ve gelecek olan ev sahiplerini. Evet. Unuttuk bizim olan ile bizim olmayan ayrımını.
İnsanlar herşeyi kendilerinin sanıyor ve hükmediyor olmalarına rağmen, kendilerinin ne, kim ve nerede olduklarını bilmiyorlar.Bilemedikleri halde herşey kendilerinin oluyor.
Yakında yeni doğan bir bebekten bile havamızı soluyor diye hesap soracaklar. O kadar sahiplenmişler ki; insanlığa ait olan doğayı onların himayesinde olduğu süreden itibaren pis, güzelliğini yitirmiş git gide çöleşen ormanlarında hayvanların, denizlerinde balıkların bile yaşamaya tenezzül etmediği alana çevirmişler.
Sahiplenmeselerdi acaba neler olacaktı? Bencilliklerinin, iç dünyalarınındaki çalkantılarının ve idlerinin sürekli had safhada olduğu, mahlukların en şereflisi olan insandan, bundan başka bir şey beklemek haksızlık olurdu!!!
Onlar ki; bu sahiplenme duygusunu sadece bu yıprattıkları doğaya değil, kendilerinden doğan hayata onlar aracılığı ile "Merhaba" demek isteyen çocuklarıda himayesi altına almış.
Onların birey olduğunu ve hatta insan olduğu unutulup, yıprattıkları doğa ile birlikte, "Merhaba" değil, "BİZ TUTSAĞIZ" dedirtiyorlar.
Sonrada tutsağın canavarlarını yetiştirip dünyanın neden böyle bozulduğunu ve zor olduğunu haykırıyor, ama söylediklerini kendileri bile duymuyorlar.
Doğa bize kızgın ve uzun zamanlarda küs.Kendisini bu hallere getirmek isteyenlere acı çektirmeye karar vermiş ki; o yüzden mevsim ortalamalarının çok üzerindeki sıcaklıkarı ve yine ortalamaların çok altında olan soğukları, yani dengesizlikleri ile bize hesap sormayı düşünüyor.
Çocuklarımızda bize kızgın. Çünkü artık % 80'İ psikoloğa ihtiyaç duyuyor. Ruh sağlıkları insanların bu tutmalarından dolayı giderek yok olacak.
Artık yeni doğan şizofren ve paranoyak bebeklerimiz, her şeyi bozulmuş bu dünyaya "GÜLE GÜLE" dedikleri için akıllı olduklarını düşünecekler...
Soralım bir kendimize; mahlukların en şereflisi olan biz kimiz yada bu sıfata layıkmıyız...
Anadolu Ajansı (AA), İhlas Haber Ajansı (İHA), Demirören Haber Ajansı (DHA) ve diğer ajanslar tarafından eklenen tüm haberler, sitemizin editörlerinin müdahalesi olmadan ajans kanallarından çekilmektedir. Bu haberlerde yer alan hukuki muhataplar haberi geçen ajanslar olup sitemizin hiç bir editörü sorumlu tutulamaz...
Habere ifade bırak !
Bu habere hiç ifade kullanılmamış ilk ifadeyi siz kullanın.
Habere ait etiket tanımlanmamış.
